Genel

Şiir Hakkında!

siirTekrar merhabalar değerli dostlar. Şiirle aranız nasıldır bilmiyorum ama umuyorum ki siz de benim gibi şiir okumayı ve dinlemeyi sevenlerdensiniz. Hakikaten de o değerli şairler nasıl olur da birkaç cümle ile aşklarını, sevgilerini, özlemlerini ifade edebiliyorlar? Yani bu ne duygu yoğunluğudur ki; duygular ve düşünceler bu kadar derin ifade edilebiliyor? Aslına bakarsanız ben bu yazıyı o kadar uzatmadan sizlere sevdiğim şiirlerden birkaç cümle yazacaktım. Ama arada yine eleştirimizi yazalım tabii ki de. İnternet ortamında o saçma sapan sitelerde veya radyo kanallarında okunan aptalca ‘aşk’,  ‘meşk’, ‘fink atan’ kağıt müsveddeye bile fazla gelen ‘şiir’ olarak nitelendirilemeyecek kadar ucuz sözlere de küfrümüzü edelim. Şöyle diyorlar ‘ Bazen….sanırsın’ gibi saçma bir kelime ile başlayıp bitiyor nedense. ‘sevgilisi’ne ‘bak beni ne hallere soktun’ izleniminden başka bişey bulamazsınız zaten bu saçma sapan sözlerden. Neyse. Bu yazımızı bu gereksizlerden bahsedip de kirletmeyelim.

Şiir dedim. Duygu yoğunluğunun çok derinden olduğu şiir. Alır sizi götürür hakikaten de. Bu dizeler elbetteki kaleminin gücünü gösteren ‘şair’lere ait. En çok sevdiğim şairleri sıralayayım da ; Mehmet Akif Ersoy, Sezai Karakoç, Fuzuli, Ümit Yaşar Oğuzcan, Sunay Akın.

Bu şairlerimizin kalemlerinden dökülen o mükemmel şiirlerden birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum. Alır götürür beni. Gariptir ki nedense bu şiirlerden birkaçını ömrümde sadece ‘bir’ kişiye okumuştum.

Sezai Karakoç, Balkon şiirinin ilk kıtası!.

Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
Anneler anneler elleri balkonların demirinde

Yine Sezai Karakoç ve İLK şiirinin ilk kıtasından:

Yanlış trenden indin seni şehrin aynasından geçirdiler
Sana baktım yıllarca hep aynı özlem penceresinden
Yürüyen ve kaçan yalın ve çocuksu özlem penceresinden
Denize karsı küçüle küçüle giden evleri
İnce ince karşılardın olağan karşılardın
Şen dünya içinde sen dünya içinde bir avuç şen dünyaydın sen

En sevdiğim şiirinin son kıtası. Ağlatır bile beni!Karşınızda ‘Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine’
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili

Evet. En sevdiğim şiirlerinden birkaçını sıraladım. E peki Akif? Akif’ten yok mu? Olmaz mı? Tabii ki.
Buyrun M. Akif’ten:

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! …
( Biri bağırır! Akif’in iç sesidir bu! )
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu…
İrticâın şu sizin lehçede ma’nâsı bu mu?

Akif’in tüm şiirlerini çok severim. Hele bir Mazi-Ati’si var. Mutlaka okunmalı diyorum.
Birkaç şiir daha paylaşalım da yazımıza noktayı koyalım.
Sunay Akın’ın o kısa ve kelime cambazlığını gösteren şiirleri de ayrı bir güzel. Mesela:

Dudak Payı
Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin

Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize

Fuzuli de söylesin mi? Allah derim. Tabi onun da bir şiirini alalım.

Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı?
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı?

Kamu bîmârına cânan devâ-yı derd eder ihsan,
Niçin kılmaz bana derman beni bîmâr sanmaz mı?

Şeb-i hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım,
Uyarır halkı efgaanım kara bahtım uyanmaz mı?

Gül-i ruhsârına karşu gözümden kanlı akar su,
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı?

Gamım pinhan dutardım ben dediler yâre kıl rûşen
Disem ol bi-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı?

Değilim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil.
Bana ta’neyleyen gaafil seni görgeç utanmaz mı?

Fuzûlî rind-i şeydâdır hemişe halka rüsvâdır,
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı?

Fazla efkar basmadan yazımızı sonlandıralım. Evet yazılımla ilgilenmek nere, şiire hayran olmak nere. Selam ve dua ile.

Yazar Hakkında

Avatar

Suat Tusun

Bir enaniyet abidesi. Yazılımla ilgileniyor. Visual C# bildiğini sanıyor. PHP'de iyi. Ağ - sanallaştırma da bildiğini iddia ediyor. Grafik ortamla arası iyi değil. İngilizcesi güzel. Arapçası idare. Kürtçesi de harika. Hacking-Penetration'a ayrı ilgisi var. Judo biliyor. Silahlara merakı var.

Yorum Bırak